Aydın Köksal Söyleşi

“Türkçe bilim dili olamaz”dediler, “Türkçe’yi bozuyorsun” dediler.35 yıl önce onlara inat tek başına giriştim.Önerdiğim bilgisayar,bilişim,donanım,yazılım,bilgi işlem,bellek konumu,işlem, komut,kütük,tutanak,yazıcı,veri vb. gibi yaklaşık 2 bin 500 sözcüğün hepsi tuttu.Türkçe, sözcük türetme olanakları açısından çok zengindir.

Türkiye’de bilgi işlem deyince akla gelen ilk isim Prof. Dr. AYDIN KÖKSAL.Türkiye Bilişim Derneği’nin kurucusu,ilk yöneticisi ve şimdi de Onursal Başkanı.Birleşmiş Milletler,UNESCO,SPIN,OECD,IFIP vb. gibi uluslar arası örgütlerde yurtdışında Türkiye’yi 22 kez temsil etti.Şimdi Ankara’da 1985 yılında kurduğu yazılımevi Bilişim Limited’i yönetiyor.


Muhabir:Sizin bilgisayarla daha doğrusu eski adıyla computerle ilk tanışmanız ne zaman oldu?
Prof. Dr. AYDIN KÖKSAL:Ben elektronik mühendisliği okudum.Bizim okuduğumuz dönemde bilgisayarı bilgisayar olarak kullanma olanağımız yoktu.İlk bilgisayarı görmem,1965’te yedek subay iken oldu.1966’da terhis olduktan sonra bu mesleğe girdim.Diyebilirim ki kendimi tümüyle bilgisayara adadım.
Muhabir: Bilgisayarda kullandığımız sözcüklerin Türkçe karşılığını bulmak ihtiyacını nereden duydunuz?
Prof. Dr. AYDIN KÖKSAL:Hacettepe Üniversitesi’nin bilgi işlem merkezinin kuruluşuna katıldım.Birlikte çalıştığımız insanların hepsi Türk.Örneğin “memory” demek zorumuza gidiyordu,bellek sözcüğü böyle doğdu. Ardından bilgi işlem sözcüğü geldi.Donanım.yazılım gibi sözcükler doğdu.Bütün sözcükleri Türkçe kullanmaya başladım.Pek çok sözcük kendiliğinden yerleşti.
Muhabir:Türkçe karşılık aramanıza karşı çıkanlar olmadı mı?
Prof. Dr. AYDIN KÖKSAL:Çok büyük bir dirençle karşılaştım.
Bilgisayar sözcüğüne çok büyük tepki aldım.Bilgi işleme Türkçeci dostlar karşı çıktı. “Malumat prosesing” şeklinde kullananlar vardı, bilgi işlem kavramını da.Bence mücevher gibi parıltı saçan bir sözcüktür bu. Bilgisayar sözcüğüne karşı çıkanlar da bir zaman direndiler,hatta bana “kurultayımızda artık bu sözcük tutmayacak,vazgeçtiğini ilan et” dediler. Daha çok üniversitelerimizde profesör düzeyindeki meslektaşlarımız direndiler.Çünkü onlar İngilizceyi kolayca kullanabiliyorlardı.Sonuç olarak direndim ve sonunda PC dediğimiz kişisel bilgisayar evlere girmeye başladığında Türkçe sözcüklerin hepsi tuttu.
Muhabir:Size karşı çıkanlar “Türkçe bilim dili olamaz” diyenler mi?
Prof. Dr. AYDIN KÖKSAL:Evet,aynı çevre.Örneğin şöyle bir savunma yapıyorlardı, “Radyoya radyo diyoruz, lokomotif diyoruz, televizyon diyoruz,ne gereği var buna bilgisayar demeye?”Fakat o arada başka ulusların ne dediğini de öğrendim;Japonların,Yugoslavların,Finlerin kendi dillerinde bilgisayarın karşılığını bulduklarını öğrendim.2 bin 500 dolayında sözcükten hepsi tuttu.tutmayan olmadı.
Muhabir:Yabancı sözcüğün Türkçe karşılığını arayanlar “uydurmacı olmakla suçlanırlar.
Prof. Dr. AYDIN KÖKSAL:Hatta eşim bana “uydurdum bu kelimeyi deme lütfen,koz veriyorsun” şeklinde eleştiri yapardı.Bir gün Türk Dil Kurumun’da konuşma yaparken “uydurdum” sözü ağzımdan kaçtı.Bir nefes aldım durdum, “ama ne güzel uydurdum” diye devam ettim,bir alkış koptu.Tabi çok sıkı çalıştık,dilin temel kavramlarını öğrenme fırsatımız oldu;beş altı dil öğrendim,onların yapılarını biliyorum,Türkçenin köklerine hakimim,epey dilbilim tabanım var,gerçekten ince eleyip sık dokuduk.Bu arada Bilişim Derneği’ni kurdun 1971’de,uzun yıllar başkanlığını yaptım.1971’den beri yayınlanan Bilişi Kültür dergimiz var.
Muhabir:Bilişim sözcüğünü de siz uydurdunuz!
Prof. Dr. AYDIN KÖKSAL:Evet bilgisayar 1969,bilişim 1970 yılına rastlar.
Muhabir:Şimd bir de F kalvya,Q klavye tartışması çıktı.Bazıları F klavyeyi terk etmemiz gerektiğini söylüyor?
Prof. Dr. AYDIN KÖKSAL:Hiçbir neden yok.Çünkü Türkçe’ye uygun olarak düzenlemiş bir tuş takımı.Klavyeye,tuş takımı diyorum.Çok hızlı yazmamıza izin veriyor ve herkes kolayca öğreniyor.
Bu,genel bir sorun,yabancı dide öğretim sorunuyla ilintili.İngilizcenin daha iyi bir dil olduğu varsayımı öğrencilerin kafasına yerleştiriliyor.
Bazı öğretmenler bir misyoner gibi davranıyor.Ş ve Ü harflerinden iğrendiklerini söyleyen öğrenciler gördüm,çok üzüntü duydum.Demek ki kendi diline bir yabancılaşma yaratılmış.