
Çeviri Çocuk Edebiyatında Çevirmenin Rolü ve Sözelti’nin Konumu
Bir çeviri çocuk kitabı, yalnızca kelimelerin başka bir dile aktarılması mıdır, yoksa bir çocuğun dünyayı keşfetme biçimini şekillendiren güçlü bir araç mı? Bugün yayınevlerinin raflarına baktığımızda, çocuk kitaplarının önemli bir kısmının çeviri olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla, çevirinin çocuğun anlam kurma sürecindeki rolünü sorgulamak kaçınılmaz hale geliyor. Çocuklarla etkili iletişimin en güçlü araçlarından biri hiç kuşkusuz çocuk kitaplarıdır. Bu kitaplar, çocuğun hem kendi iç dünyasıyla hem de dış dünya ve diğer insanlarla kurduğu iletişimi anlamasında önemli bir köprü işlevi görür. Bu köprü, doğru kurulmadığında ne olur? Yanlış çeviri bir çocuğun metni anlamlandırmasını zorlaştırabilir, kültürel bağlamı bozabilir veya yetişkin açıklamasına bağımlı kılabilir. Bu iletişim köprüsünün farklı kültürlerle buluşmasında çevirinin rolü göz ardı edilemez. Çocuk edebiyatı çevirileri sayesinde küçük okurlar, kendi kültürel çevrelerinin ötesine geçerek başka dünyaları tanıma, farklı yaşam biçimlerini, değerleri ve düşünce tarzlarını keşfetme fırsatı yakalarlar (Neydim, 2005: 100).
Yani çeviri, yalnızca dilsel bir dönüşüm değil, bir çocuğun hayal gücüne açılan yeni bir penceredir. Bu konuda Oittinen’in de vurguladığı üzere, çeviri yalnızca sözcükleri değil, bütün bir iletişim durumunu kapsar, çevirmen metni, yazarı, illüstratörü, yayınevini ve okuru içine alan çok katmanlı bir diyalog kurar (Oittinen, 2000: 3). Böyle bir bakış açısı, çocuk edebiyatı çevirisini tek yönlü bir aktarım olmaktan çıkarır ve onu kültürel bir etkileşim süreci haline getirir.
Bu nedenle çocuk edebiyatı çevirmeninin, yalnızca bir metni başka bir dile aktaran kişi değil, aynı zamanda çocuk okurla kurulan bu çok katmanlı iletişimin aktif bir parçası olduğunu söyleyebiliriz. Çevirmen, kaynak metnin anlam dünyasını hedef kültürün değerleriyle buluştururken, çocuğun dünyasına uygun bir anlatım dili kurmakla da sorumludur. Aslında çevirmenle metni okuyacak kişiler arasında doğal bir fark vardır. Bu yüzden çevirmenden de tıpkı yazar gibi, metni çocuğun gözünden görebilmesi ve o bakışla aktarabilmesi beklenir. Çünkü çocuklarla iletişim söz konusu olduğunda, metni yazarken ya da çevirirken kullanılan dil, üslup ve hedef kitleye uygunluk gibi unsurlar büyük önem kazanır.
Konuya ilişkin olarak Zohar Shavit, çocuk edebiyatının hedef kitlesinin hem “özel” hem de “belirsiz” bir niteliğe sahip olduğunu vurgular (Shavit, 1986: 93). Aslında çocuk kitapları sadece çocuklar için yazılmaz. Bu kitapların dili, içeriği ve taşıdığı değerler çocuklara uygun olmalı ama aynı zamanda bunları onaylayan, değerlendiren yetişkinlerin beklentilerine de hitap etmelidir. Yani çocuk kitapları hem çocuklarla hem de yetişkinlerle bir tür çift yönlü iletişim kurar, bir yandan çocuklara seslenirken, diğer yandan yetişkinlerin onayı ve yönlendirmesiyle şekillenir. Bu çift yönlü iletişim bağlamında Hans-Heino Ewers, edebi iletişim sürecinde yetişkinin “aracı” konumuna dikkat çeker. Ewers’e göre yetişkin, metnin yalnızca üretim ve denetim aşamasında değil, aynı zamanda alımlama sürecinde de önemli bir rol oynar (Ewers, 2000: 103). Yetişkin çocukla metin arasında bir köprü gibidir. Çocuğun metni anlamasını kolaylaştırır ve edebi iletişimin tamamlanmasında önemli bir rol oynar. Bu yüzden çocuk edebiyatı hem çocukların hem de yetişkinlerin etkileşimiyle anlam kazanan çok katmanlı bir alan haline gelir. Ancak işin zor yanı, bu iki kitlenin beklentilerinin birbirinden oldukça farklı olmasıdır. Bu da süreci hem karmaşık hem de bir o kadar ilginç kılar. Ewers’in de ifade ettiği üzere yetişkinler, çocuk kitaplarının genellikle eğitsel bir araç, değer aktarımının ya da toplumsal normların pekiştirileceği bir alan olarak görürler. Bu nedenle onların bakış açısına göre çocuk kitaplarının öğretici bir yön taşıması, belirli temalar veya ahlaki mesajlar içermesi gerekir. Buna karşılık çocuklar için asıl önemli olan, okudukları metinden keyif almak, eğlenmek ve merak duygusunu canlı tutmaktır. Çocuk okur, bir metnin didaktik yönünden ziyade onun sürükleyiciliğine, karakterlerin canlılığına ve hikâyenin yarattığı duygusal deneyime odaklanır (Ewers, 2000: 114). Bu farklı beklentiler, çevirmenin omzuna da önemli bir sorumluluk yükler. Çünkü çocuk kitaplarında “çoklu okur” diye bir durum vardır, yani metin hem çocuğun hem de yetişkinin beklentilerine hitap etmelidir. Bu da çevirmenin metni aktarırken oldukça dikkatli, dengeli ve hassas bir tutum benimsemesini gerektirir.
Bununla birlikte Oittinen’in perspektifinden bakınca asıl soru “kimin için çeviririz?”dir. Çocuk okur için yapılan çeviri, resimlerle birlikte işleyen ve yüksek sesle okunduğunda da akıp giden bir bütün olmalıdır. Çevirmenin okura (çocuğa ve yüksek sesle okuyan yetişkine) sadakati, aslında yazara sadakatin yoludur. Üstelik her çeviri kaçınılmaz olarak uyarlama içerir, dil değiştikçe metin hedef kültüre yaklaşır ve bu süreç çevirmenin görünürlüğünü gerektirir (Oittinen, 2000: 5-6). Bu noktada çevirmenin rolü, yalnızca metni çevirmekten çok daha fazlasını kapsar; o, hem çocuk hem de yetişkin okurla etkileşim kuran, metni hedef kültürde yeniden canlandıran bir aracıya dönüşür.
Ayrıca çeviride dilsel ve kültürel farklılıklardan kaynaklanan engelleri aşmak ve metni hedef okura etkili biçimde ulaştırmak için, çevirmenin yalnızca güçlü bir dil ve kültür donanımına değil, aynı zamanda yaratıcı bir yaklaşıma da sahip olması gerekir (Kussmaul, 2000: 60; Dinçkan, 2017: 59). Bu noktada çeviribilimci Paul Kussmaul’un yaratıcı çeviri üzerine yaklaşımı özel bir önem taşır. Kussmaul, “yanal düşünme” (lateral thinking) kavramını çeviriyle ilişkilendirerek çevirmenin kalıpların dışına çıkarak farklı çözümler üretmesini vurgular. Bu bağlamda “bakış açısı” ve “odak noktası” olmak üzere iki temel unsura dikkat çeker. Bakış açısındaki değişim, tanıdık durumları yeni bir ışık altında görmeyi ve özgün anlamlar yaratmayı sağlar (Kussmaul, 2000: 118). Ayrıca Kussmaul çeviri sürecini açıklamak için “sahne” ve “çerçeve” kavramlarını kullanır. Çevirmen, metinde bazen sahneyi çerçeveyle değiştirir, bazen de yeniden yapılandırır. Böylece çeviri, yalnızca dilsel bir aktarım değil, yeniden anlam kurma eylemine dönüşür (Kussmaul, 2000: 150-188). Dolayısıyla sahne ve çerçeve yaklaşımı, çeviriye dinamik bir bakış açısı kazandırır. Çevirmen, hedef okurun zihninde kaynak metne benzer sahneler oluşturmak için uygun dilsel çerçeveleri seçmelidir. Yanlış çerçeve, metnin amacına ulaşmasını engeller. Çünkü sahnelerin algılanışı kültür ve deneyime göre değişir. Özellikle çocuk okurlarda hayal gücü farklı sahneler yaratabileceğinden, çevirmen bu farkın bilincinde olmalıdır (Ağca, 2024: 93). Bu yüzden çocuk kitaplarında çevirmen, sadece metni aktarmakla kalmaz, aynı zamanda okurun kafasında doğru sahneleri ve çerçeveleri yeniden kuran, aktif bir yaratıcılık gücü haline gelir.
Peki, bizim ülkemizde çocuk edebiyatı çevirisi ne durumda? Türkiye’de çocuk edebiyatı çevirisi aslında uzun bir geçmişe sahiptir. Tanzimat döneminden bu yana yapılan çeviriler, Batı çocuk edebiyatını yerli okurla buluşturmada çok önemli bir rol üstlendi. O dönemle birlikte çocuklara yönelik kitaplar sistemli bir şekilde Türkçeye kazandırılmaya başlandı, Cumhuriyet döneminde bu süreç daha da hızlandı ve günümüzde hâlâ uluslararası çocuk edebiyatının büyük bir bölümü çeviri yoluyla yayımlanıyor. Bir başka ifadeyle nitelikli çeviri, Türkiye’de çocuk edebiyatının gelişiminde hem tarihsel hem de güncel olarak vazgeçilmez bir unsurdur, yerli edebiyatı besler, kültürel çeşitliliği artırır ve çocukların dünya edebiyatıyla bağ kurmasını sağlayan sağlam bir köprü görevi görür.
Bu tarihsel ve kültürel süreklilik içerisinde günümüzde çocuk edebiyatına yön veren yayınlar arasında Sözelti Dergisi yer almakta. Bu dergi hem genç okurlara hem de yetişkinlere ilham veriyor ve çocuk edebiyatının nabzını tutan önemli bir kaynak niteliğini taşıyor. Sadece edebi üretim alanını izlemekle kalmayan, aynı zamanda alana veri, içerik ve perspektif kazandıran Sözelti, çeviri çocuk edebiyatını hem edebi hem de akademik bir zenginliği olarak konumlandırır. Beş yılı aşkın süredir yayımlanan ve bugüne kadar on beş sayı çıkaran dergi, çocuk ve gençlik edebiyatını odağına alır. Her sayısında farklı bir temayı ele alan dergi, çocukların dünyasına dokunan konulara hem yerel hem de evrensel bir bakış açısı kazandırır; bazen zorbalık, bazen kimlik, bazen savaş gibi temalar aracığıyla küçük okurların duygusal ve toplumsal deneyimlerine ışık tutar. Sözelti, çocuk edebiyatına bir tür toplumsal sorumluluk bilinciyle yaklaşır. Dergide vurgulanan ortak fikir, çocuk kitaplarının dünyayı öğretmesinden çok onu anlamaya davet eden metinler olduğudur. Bu nedenle Sözelti, edebiyatı çocuklara “yetişkinlerin doğrularını aktaran” bir araç değil, çocukların kendi seslerini, duygularını ve meraklarını duyurabilecekleri bir alan olarak görür.
Sözelti’de çocuk edebiyatı çevirisi hem özgün yazılar hem de akademik çalışmaların çevirileri bağlamında ele alınır. Dergide akademik metinlerin çevirisi özel bir önem taşır. Çünkü Türkiye’de çocuk ve gençlik edebiyatı alanında bazı konularda yapılan akademik araştırmaların sınırlı olması, çeviriyi bu alanda bir gereklilik haline getirmiştir. Sözelti bu eksikliği gidermek ve alana uluslararası bir perspektif kazandırmak amacıyla, her sayısında farklı dillerden çevrilmiş akademik metinlere yer verir. Bunun yanı sıra dergide öykü ve şiir çevirileri de yayımlanmakta, böylece çocuk edebiyatına hem kuramsal hem de estetik açından katkı sunulur. Kısacası, Sözelti Dergisi çocuk edebiyatı çevirisini tüm boyutlarıyla ele alarak, Türkiye’de alana değerli katkılar sunan, eksikleri gideren ve çocuk okurların dünyasını zenginleştiren önemli bir platform olmayı sürdürüyor.
Kaynakça
Ağça, S. (2024) P. Maar’ın Eine Woche Voller Samstage Romanı Örneğinde Çeviri Çocuk Edebiyatında Yaratıcı Çeviri Olgusuna Bakış. Rana Kahraman Duru, Turgay Kurultay, Yeşil Tükel Kanra (yay. haz.): Çocuğa Göreli̇k Penceresinden Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Çevirileri – Necdet Neydim’e Armağan, İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınevi, 73-95.
Dinçkan, Y. (2017). Çocuk Yazınında Sessel Öğelerin Çevirisinin Önemi. Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi, 23, 55-70.
Ewers, H. H. (2000). Literatur für Kinder und Jugendliche. Münih: Wilhelm Fink Verlag.
Kussmaul, P. (2000). A Cognitive Framework for Looking at Creative Mental Processes. Maeve Olohan (yay. haz.): Intercultural Faultlines: Research Models in Translation Studies I: Textual and Cognitive Aspects, Manchester, St. Jerome Publishing, 59-71.
Kussmaul, P. (2000). Types of Creative Translating. Andrew Chesterman, Natividad Gallardo San Salvador, Yves Gambier (yay. haz.): Translation in Context: Selected Contributions from the Est Congress, Granada 1998, Amsterdam/Philadelphia: John Benjamins, 117-126.
Neydim, N. (2005). Küçük Prens Çevirilerindeki Çevirmen Kararlarına Erek Odaklı Bakışla Karşılaştırmalı Bir İnceleme. Studien zur Deutschen Sprache und Literatur, 17, 99-110.
Oittinen, R. (2000). Translating for Children. New York: Garland Publishing.
Shavit, Z. (1986). Poetics of Children’s Literature. Atena ve Londra: The University of Georgia Press.

